top of page

Angkor’un Gizemli Tapınakları: Siem Reap Gezi Rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: berfinozelsel
    berfinozelsel
  • 4 saat önce
  • 10 dakikada okunur

Angkor Wat’ın Ötesinde: Angkor Thom


Evet Angkor Wat en büyük dini yapı ve yılda 3 milyona yakın turistin Kamboçya'yı ziyeret etmesini sağlıyor ancak bundan önce size Angkor Thom'dan bahsetmeliyim.


Angkor Thom, 12. yüzyılın sonlarından itibaren Güneydoğu Asya anakarasında büyük bir güç haline gelen Khmer İmparatorluğu’nun başkenti olmuş. Angkor Thom Adı Khmer dilinde “Büyük Şehir” anlamına geliyor ve gerçekten de bu isim hakkını veriyor. Yaklaşık 900 hektarlık alanı kaplayan bu antik şehir, 12. yüzyılın sonlarında Kral Jayavarman VII tarafından kurulmuş ve uzun yıllar boyunca Khmer İmparatorluğu’nun başkenti olarak kullanılmış.  14. yüzyılın sonlarında Angkor Thom, Siam’daki (günümüz Tayland’ı) Ayutthaya Krallığı’nın istilasına uğramış ve şehir bu olaydan bir süre sonra terk edilmiş. Şehrin tam olarak ne zaman terk edildiği bilinmemektedir; ancak 1609 yılından önce olduğu bilinmektedir. Çünkü o tarihte bir Batılı gezgin, burada büyük ama terk edilmiş bir şehir bulunduğunu yazmıştır.


“Angkor Thom” adı ilk kez 16. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Daha önce Khmer halkı eski ve yeni başkent arasında belirgin bir ayrım yapmadıkları için şehri genellikle Yasodharapura adıyla anılıyormuş.


Bugün Angkor Thom’u gezerken yalnızca tek bir tapınak görmüyorsunuz. Burası aslında dev bir antik şehir. Bir zamanlar şehirde Kraliyet Sarayı, tören alanları ve birçok tapınak bulunuyormuş. Günümüzde hâlâ ayakta kalan ve ziyaret edilebilen bazı önemli yapılar ise şunlar: Bayon tapınağı, Baphuon tapınağı, Terrace of the Elephants, Terrace of the Leper King. Bu alanlar bir zamanlar kralların törenler düzenlediği, orduların karşılandığı ve resmi etkinliklerin yapıldığı büyük meydanların parçasıymış.


angkor thom
Angkor Thom-Güney Kapısı

Angkor Thom’un en etkileyici özelliklerinden biri de şehri çevreleyen dev surlar. Yaklaşık 12 kilometre uzunluğundaki bu surların önünde geniş bir hendek bulunuyor ve şehir tamamen bu savunma sistemiyle çevrili. Antik şehre hendek üzerindeki köprülerle ulaşılan beş büyük kapıdan giriliyor. Bu kapıların dördü kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde yer alırken, beşinci kapı kuzeydoğuda bulunan Zafer Kapısıdır. Kapıların üzerinde dört yöne bakan dev yüzler bulunuyor ve bu yüzler şefkat bodhisattvası Lokeshvara’yı temsil ediyor. Kapılara ulaşan köprülerin iki yanında ise Angkor’un en ikonik görüntülerinden biri yer alıyor: 54 tanrı ve 54 şeytanın dev bir yılanı çektiği taş heykeller. Bu sahne Hindu mitolojisindeki “Süt Denizinin Çalkalanması” efsanesini temsil ediyor.

  • Doğu Kapısı – halk ve tüccarlar tarafından kullanılıyormuş.

  • Batı Kapısı – yine halkın giriş çıkış kapısıymış.

  • Güney Kapısı (Zafer / Kral Kapısı) – kral ve orduların seferlere çıktığı kapı

  • Kuzey Kapısı (Ölüm Kapısı) – cenaze alaylarının çıktığı kapı


Angkor Thom’un kapıları arasında en iyi korunmuş olanı Güney Kapısıdır. Aynı zamanda Angkor Wat ile Bayon Tapınağı arasındaki turistik güzergâh üzerinde bulunduğu için en yoğun kullanılan kapıdır. Şehrin Güney Kapısı, ziyaretçiler tarafından da en çok kullanılan girişlerden biri ve özellikle köprü üzerindeki tanrı ve şeytan heykelleri Angkor’un en fotojenik noktalarından biri olarak kabul ediliyor.


ferhat uslu

Kapıya giden köprü üzerinde iki sıra hâlinde dizilmiş taş heykeller bulunur. Bir tarafta tanrıları temsil eden iyiler, diğer tarafta demonları temsil eden kötüler yer alır. Bu figürler, dev bir yılanı (naga) çekerken tasvir edilmiştir. Hindu mitolojisindeki kozmik mücadeleyi simgeler.


Süt Denizinin Çalkalanması Efsanesi

Bu efsaneye göre tanrılar ve şeytanlar birlikte çalışarak ölümsüzlük iksiri olan amrita’yı elde etmeye çalışırlar. Mandara Dağı bir eksen olarak kullanılır, Vasuki adlı naga yılanı ise ip görevi görür. Tanrılar ve şeytanlar yılanı çekerek denizi çalkalarlar. Dağ denize batmak üzereyken, Vishnu kaplumbağa Kurma formuna bürünerek dağı sırtında taşır. Sonunda amrita tanrılar tarafından ele geçirilir ve güçlerini yeniden kazanan tanrılar şeytanları yenmeyi başarır.


Angkor Thom


Bugün Angkor Thom, Angkor Arkeoloji Parkı’nın en önemli bölümlerinden biri. Angkor Wat’ı ziyaret edenlerin büyük çoğunluğu rotalarını Angkor Thom, Bayon ve Ta Prohm gibi tapınaklarla tamamlıyor.


Angkor Wat genellikle Kamboçya’nın simgesi olarak öne çıksa da, Angkor’un gerçek hikâyesini anlamak için Angkor Thom’u görmek şart. Zaten tuktuk sürücüleriyle tur anlaşması yaparken size sunacakları small circuit turda da bu yapı yer alıyor. Dev surları, gizemli yüzleriyle Bayon Tapınağı ve etkileyici şehir planıyla Angkor Thom, Khmer İmparatorluğu’nun gücünü ve hayal gücünü en iyi yansıtan yerlerden biri.

Angkor Thom, Angkor Wat’a kısa bir tuk-tuk yolculuğu mesafesinde yer alır. Ziyaretçilerin çoğu antik şehre Doğu Kapısı veya Güney Kapısı üzerinden girer. Angkor Wat’a düzenlenen turların çoğu, Angkor Thom şehrinin içindeki birçok tapınağı da kapsar. Bunlar arasında Bayon, Baphuon, Phimeanakas, Terrace of the Leper King, Terrace of the Elephants) ve Kraliyet Sarayı bulunur.


Angkor Wat’tan sonra bölgedeki en popüler ikinci tapınak olan Bayon Tapınağı da Angkor Thom’un tam merkezinde bulunmaktadır.


Angkor Wat, ilhamını büyük ölçüde Hinduizm’den alırken, Angkor Thom daha çok Mahayana Budizmi’nin düşüncelerini ve sembollerini yansıtır. Burada görülen heykeller ve kabartmalar; Lokeşvara (şefkat), Prajnaparamita (bilgelik) ve Buddha (aydınlanma) gibi Mahayana Budist ideallerini ifade eder.


Bununla birlikte şehirde hâlâ bazı Hindu sembolleri de bulunuyor. Aslında Angkor Thom’un mimarisi başlı başına sembolik bir tasarıma sahip. Tapınakların yerleşimi incelendiğinde merkezden dışa doğru yayılan mandala benzeri bir şehir planı görülüyor. mBu da şehrin yalnızca bir başkent değil, aynı zamanda Budist kozmolojisinin üç boyutlu bir temsili olarak tasarlandığını gösteriyor.


berfin gizem özelsel
Angkor Wat

🌅 Angkor Wat


Yeni bir ülkenin topraklarına ilk adım attığımda — özellikle de o ülkeye ulaşmak uzun uçuşlar, aktarmalar ve biraz sabır gerektiriyorsa — içimde hep aynı düşünce belirir: “Dünyanın bir ucundayım.”Ama bu ifade, sadece haritadaki bir uzaklığı değil, bir yolculuğun derinliğini anlatıyor bana. Çünkü “dünyanın bir ucu”, coğrafi bir tanımın ötesinde; kültürlerin, tarihin ve insan hikâyelerinin iç içe geçtiği bir mozaik aslında.

Siem Reap’teki Angkor Wat işte tam da bu duyguyu yaşatan bir yer. Zamanın dokusunu hissedebileceğiniz, tarihin izlerini sürebileceğiniz bir tapınak-şehir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bu büyüleyici yapı, sadece bir tapınak değil; geçmişle bugün arasında kurulmuş taş bir köprü gibi. 12. yüzyılda Khmer İmparatoru Suryavarman II tarafından Hindu tanrısı Vişnu’ya adanarak inşa edilen Angkor Wat, daha sonra Budist tapınağı olarak da kullanılmış. Bugün hâlâ Kamboçya’nın simgesi olarak kabul ediliyor ve ülkenin bayrağında bile yer alıyor.

Tapınakların karmaşık detayları, duvarlardaki kabartmalar ve taşlardaki ince işçilik, sizi bulunduğunuz yüzyıldan tamamen koparıyor. Her taş, geçmişin hikâyesini fısıldıyor; her koridor, bir medeniyetin görkemini saklıyor. Angkor Wat Nasıl gezilir? daha detaylı anlattığım yazımı da inceleyebilirsiniz.


Angkor Wat

Tapınak, Khmer Kralı Suryavarman II’nin devlet tapınağı olarak kullanılmış ve aynı zamanda onun anıt mezarı olarak da düşünülmüş. Mimari tasarımı ise Hindu mitolojisinde tanrıların yaşadığı kutsal dağ olarak kabul edilen Meru Dağı’nı temsil edecek şekilde yapılmış. Tapınaktaki beş kule, Meru Dağı’nın beş zirvesini simgelerken; tapınağı çevreleyen duvarlar dağ sıralarını, geniş hendek ise okyanusu temsil eder.

Angkor Wat’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri batıya dönük olarak inşa edilmiş olmasıdır. Çoğu Khmer tapınağı doğuya bakacak şekilde yapılmıştır. Bu durum bazı araştırmacıların Kral Suryavarman II’nin burayı kendi mezarı olarak planladığını düşünmesine neden olmuştur. Diğer bazı tarihçilere göre ise tapınağın batıya bakmasının nedeni, Şiva yerine Vishnu’ya adanmış olmasıdır.Hindu inancında evren zıtlıkların dengesiyle var olur: Sağ taraftaki kuleler iyiliği, Sol taraftaki kuleler kötülüğü temsil eder. Tapınak kompleksinde ayrıca duvarlarında devata figürleri bulunan iki kütüphane yapısı vardır.



🏛️ Angkor National Museum


Angkor Wat’ın büyüsünü yaşadıktan sonra bu eşsiz uygarlığın kökenlerine ve derinliklerine inmek isterseniz; Angkor National Museum, tam da bunun için Siem Reap’te sizi bekliyor. Burada Khmer İmparatorluğu’nun görkemli dönemine ait yüzlerce heykel, kabartma ve tarihi eser sergileniyor.

Müze, kronolojik olarak düzenlenmiş galerileriyle ziyaretçilere Angkor döneminin sanatı, dini inançları ve kraliyet yaşamı hakkında kapsamlı bir bakış sunuyor. Özellikle 1000 Buda Odası (Gallery of 1000 Buddhas), ziyaretin en etkileyici bölümlerinden biri — yüzlerce küçük ve büyük Buda heykelinin oluşturduğu o atmosfer gerçekten büyüleyici.

Angkor Wat’a yaptığınız ziyaretin ardından buraya gelmek, gördüğünüz her tapınağı ve sembolü çok daha iyi anlamanızı sağlıyor. Tapınaklarda karşılaştığınız oymalar, figürler ve efsaneler, müze anlatımıyla adeta bir bütün haline geliyor.


📍 İpucu: Müze çıkışında yer alan küçük hediyelik eşya bölümünde yerel el sanatları ve Angkor temalı objelere de göz atabilirsiniz. Ayrıca müzede klima bulunduğundan, sıcaktan bunaldığınız bir günde burası nefes almak için de harika bir durak.


angkor wat

🛕 Bayon Tapınağı – Gülümseyen Yüzler Tapınağı


Angkor Thom’un kalbinde yer alan Bayon Tapınağı, 12. yüzyılda Kral Jayavarman VII tarafından yaptırılmış, mistik atmosferi ve yüzlerce gülümseyen taş yüzü ile Angkor’un simgesi haline gelmiş. Bayon, hem Budist hem de Hindu öğelerinin bir arada görülebildiği nadir tapınaklardan biri. Bu yönüyle dönemin dini hoşgörüsünü ve kültürel zenginliğini yansıtıyor. Tapınağın 54 kulesinin her birinde dört yöne bakan dev yüz kabartmaları bulunuyor — yani nereye dönerseniz dönün, sizi izleyen bir yüzle karşılaşmanız mümkün!


Bayon Tapınağı, Angkor Thom antik şehrinin tam merkezinde yer almaktadır. Angkor Wat’a sadece birkaç kilometre uzaklıkta olduğu için ulaşımı oldukça kolaydır. Yakın çevrede bulunan diğer önemli yapılar arasında Baphuon, Phimeanakas, Fil Terası (Terrace of the Elephants) ve South Khleang ile Sour Prat Tower gibi daha küçük tapınaklar da bulunmaktadır.


Siem Reap şehir merkezinden veya Angkor Wat’tan geliyorsanız, büyük ihtimalle Angkor Thom’un Güney Kapısı’ndan giriş yaparsınız. Kapıdan içeri girdikten sonra yaklaşık 1 kilometre kuzeye doğru ilerlediğinizde Bayon Tapınağı’na ulaşabilirsiniz.


Bayon Tapınağı, Buddha’ya adanmış tek Mahayana Budist tapınağı olma özelliğine sahiptir.

Bölgedeki birçok tapınak gibi Bayon da 16. yüzyılda terk edilmiş ve zamanla orman tarafından yavaş yavaş kaplanmaya başlamıştır. 1992 yılında Angkor bölgesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış ve tapınak koruma altına alınmıştır.



bayon tapınağı
Bayon Tapınağı

Tapınak özellikle “Gülen Yüzler Tapınağı” olarak bilinir. Bunun nedeni kulelerinde bulunan 216 adet dev taş yüz. Bir görüşe göre bu yüzler Kral Jayavarman VII’yi temsil etmektedir. Angkor krallarının çoğu kendilerini “devaraja” (tanrı-kral) olarak görürdü. Başka bir görüşe göre ise bu yüzler, tüm Budaları temsil eden bir bodhisattva olan Avalokiteşvara’ya aittir.


Siem Reap
Bayon Tapınağı


berfin gizem özelsel

🏯 Ta Prohm Tapınağı – “Tomb Raider Tapınağı”


Muhtemelen Angkor Wat’tan sonra en ünlü tapınak, Ta Prohm, Tomb Raider filmi için kullanılan mekanlardan biri olarak biliniyor. Büyük ölçüde 12. yüzyılın sonları ve 13. yüzyılın başlarında inşa edilmiş. Burası Angkor Wat tapınakları arasında en kalabalık olanlardan biri, bu yüzden fotoğraf çekmek için sıraya girmeye hazırlıklı olun. Ancak atmosferi son derece etkileyici; harabeler ve onları sarmalayan orman sizi adeta içine çekiyor.


Ta Prohm tapınağının, aynı zamanda “Tomb Raider Tapınağı” olarak da bilinmesinin sebebi; Angelina Jolie’nin başrolünde olduğu ünlü Tomb Raider filminin burada çekilmiş olması. Film sayesinde dünya çapında tanınan tapınak, mistik atmosferi ve sürükleyici güzelliğiyle bugün ziyaretçilerin en çok merak ettiği yerlerden biri haline gelmiş durumda. Dar koridorlardan geçerken, köklerin taşları yutmaya çalıştığı manzarayı izlerken veya sadece rüzgarın sesini dinlerken kendinizi bir film sahnesindeymiş gibi hissediyorsunuz.


📸 İpucu: Tapınağı sabah erken saatlerde veya gün batımında gezmek hem daha serin bir hava sağlar hem de köklerin ve taşların arasına düşen ışık oyunlarını yakalamanız için mükemmel bir zaman olur. Buraya sabah erken saatlerde gelmek hem kalabalıktan uzak olmanızı sağlar hem de gün ışığının tapınak ve ağaçlar üzerindeki etkileyici oyunlarını yakalamanıza imkan verir. Ünlü “Tomb Raider Ağacı” tapınağın merkezi kutsal alanında (central sanctuary) bulunmaktadır.


Ta Prohm
Ta Prohm

Ta Prohm Tapınağı, birçok bir günlük gezi programına dahil edilir. Özellikle Angkor Wat Gün Doğumu Turu (Sunrise Tour), Angkor Small Circuit Turu ve Angkor Gün Batımı Turu (Sunset Tour) oldukça popüler seçeneklerdir. Çoğu turist Ta Prohm’da yaklaşık bir saat kadar zaman geçirir 


Birçok ziyaretçi burada Tomb Raider filmindeki sahneleri yeniden canlandırarak fotoğraf çekmeyi sever. Ayrıca tapınakta bulunan ünlü “stegosaurus kabartmasını” bulmaya çalışmak da ziyaretçiler arasında küçük bir hazine avına dönüşmüştür.




Ta Prohm


Stegosaurus Kabartması

Ta Prohm’da oldukça ünlü bir “stegosaurus kabartması” bulunmaktadır. Bazı kişiler bu kabartmanın antik Khmerlerin dinozorlar hakkında bilgi sahibi olduğunu veya onları gördüğünü gösterdiğini iddia eder. Ancak bazı uzmanlar bunun aslında yapraklı bir arka plan önünde duran bir yaban domuzu veya gergedan olabileceğini söyler. Gerçek ne olursa olsun, bu gizemli kabartma Ta Prohm’un en ilgi çekici detaylarından biri olmaya devam etmektedir ve tapınağın Siem Reap’teki “en önemli üç tapınaktan biri” olarak anılmasına katkı sağlamaktadır.


Stegosaurus Kabartması

Ta Prohm’un orijinal adı Rajavihara idi ve bu isim İngilizce’de “Kralın Manastırı” anlamına gelir. Tapınak 1186 yılında Kral Jayavarman VII tarafından inşa edilmiştir ve kralın uzun hükümdarlığı sırasında yapılan ilk büyük tapınaklardan biridir.


Ta Prohm başlangıçta Budist bir manastır ve üniversite olarak kurulmuştur. Bölgedeki diğer tapınaklar gibi Ta Prohm da 16. yüzyılda terk edilmiş ve zamanla orman tarafından kaplanmaya başlamıştır. Günümüzde dev ağaçların köklerinin tapınağın duvarlarının arasından büyüdüğünü görmek mümkündür.



Ta Prohm

🌳 Ta Som


Angkor Wat tapınakları arasında favorilerimden biri ve gerçek bir gizli hazine olan Ta Som, 12. yüzyılın sonunda Kral Jayavarman VII için inşa edilmiştir. Daha küçük ve huzurlu bir tapınak olması sebebiyle çoğu turist tarafından genellikle göz ardı edilir. Tapınakta dev bir strangler fig ağacı, kapılardan birini tamamen sarmış durumda. Fotoğraf noktalarından biri.


anestventure


🪷 Banteay Srei Tapınağı


Angkor bölgesinde gördüğünüz hiçbir tapınak, Banteay Srei Tapınağı’na benzemez. Çünkü bu tapınak, kırmızı renkli kum taşından inşa edilmiştir ve bu özelliği sayesinde sabah ve akşam güneşinde büyüleyici bir renge bürünür. Küçük boyutuna rağmen zarafetiyle tüm ihtişamlı yapılara meydan okuyan Banteay Srei, adeta taşın sanata dönüştüğü bir yer.

Tapınağın duvarlarındaki ince işlenmiş kabartmalar, Hindu mitolojisinin tanrılarını ve efsanelerini olağanüstü bir detayla betimliyor. Her bir köşe, adeta bir hikâye anlatıyor. Bu nedenle Banteay Srei, tarih ve sanat tutkunları için sadece bir ziyaret noktası değil, bir açık hava sanat galerisi gibi.

Angkor Wat ve Bayon gibi büyük komplekslerden biraz uzakta yer alsa da, buraya gelmek kesinlikle uğraşınıza değiyor. Sessiz atmosferi, zarif taş oymaları ve fotoğrafçılar için sunduğu muhteşem ışık oyunlarıyla Kamboçya’daki en unutulmaz duraklardan biri.


Phimeanakas Tapınağı


Phimeanakas, “Göksel Tapınak” (Celestial Temple) olarak bilinir. 10. yüzyılda inşa edilen bu Hindu tapınağı, Khleang mimari tarzının önemli örneklerinden biridir. Tapınak, üç katlı piramit biçiminde tasarlanmış olup tanrılara ibadet edilen kutsal bir alan olarak kullanılmıştır. Bölgedeki diğer tapınaklara kıyasla daha küçük olsa da, yapı yaklaşık 40 metre yüksekliğiyle oldukça etkileyici bir görünüme sahiptir. Tapınağın adı ise ilginç bir efsaneden gelir. Rivayete göre kral her gece tapınağın merdivenlerini çıkar ve Naga prensesiyle buluşurdu. Eğer bir gece Naga prensesi gelmezse, bunun kralın sonu olacağına ve krallığın büyük felaketlerle karşılaşacağına inanılırdı. Bu nedenle Phimeanakas, Angkor döneminde hem dini hem de efsanevi öneme sahip bir tapınak olarak görülmüştür.


İnanışa göre dokuz başlı bir yılan olan Naga, Altın Kule’de yaşıyordu. Her gece bu Naga, bir kadına dönüşür ve kral onunla buluşurdu. Bu sırada kimsenin tapınağa girmesine izin verilmezdi. Rivayete göre eğer kral bir gece bu buluşmaya gelmezse, krallığın başına büyük bir felaket geleceğine inanılırdı. Eğer o gece Naga ortaya çıkmazsa, bu durum kralın sonunun yaklaştığının bir işareti sayılırdı.


Siem Reap Phimeanakas
Phimeanakas


Siem Reap

Baphuon Tapınağı


Baphuon Tapınağı, Angkor Thom’un içinde yer almasına rağmen bölgedeki daha sakin tapınaklardan biridir. Angkor Wat, Bayon ve Ta Prohm gibi kalabalık tapınakların aksine, burada genellikle daha az ziyaretçi olur ve tapınağı rahatça keşfetmek mümkündür.

Khmer İmparatorluğu döneminde inşa edilen büyük tapınaklardan biri olmasına rağmen bugün yapı oldukça yıpranmış durumdadır. Bu nedenle birçok ziyaretçi bu tapınağı çoğu zaman gözden kaçırır. Ayrıca tapınağa ulaşmak için yaklaşık 200 metre uzunluğundaki açık bir geçit yolundan yürümek gerekir ve bu yol boyunca güneşten korunacak bir alan bulunmaz.

Baphuon Tapınağı, 11. yüzyılda üç katlı bir tapınak dağı (temple mountain) olarak inşa edilmiştir. Tapınak Hindu tanrısı Şiva’ya adanmış ve Kral Udayadityavarman II’nin devlet tapınağı olarak kullanılmıştır.


Baphuon Temple
Baphuon Temple

Fil Terası (Terrace of the Elephants)


Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 300 metre uzunluğunda olan bu platform, Kral Jayavarman VII tarafından zaferle geri dönen ordularını izlemek için kullanılmıştır.

Yapının büyük bir kısmı ahşap gibi zamanla yok olabilen malzemelerden inşa edildiği için günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde görülebilen bölüm, yapının süslemelerle bezeli taş temelleridir. Bu temellerde çok sayıda fil kabartması bulunduğu için yapı “Fil Terası” olarak adlandırılmıştır.


Terrace of the Elephants, Angkor Thom antik şehrindeki Kraliyet Meydanı’nda  yer alır ve Bayon Tapınağı’nın yaklaşık 400 metre kuzeyindedir.


Angkor Thom’dan geçen turların neredeyse tamamı Fil Terası’nda (Terrace of the Elephants) kısa bir mola verme fırsatı sunar. Özellikle Angkor Wat, Bayon ve Ta Prohm tapınaklarını kapsayan turlar, güzergâh üzerinde olduğu için genellikle bu terastan da geçer. Angkor Wat Small Circuit Tour programında da Fil Terası önemli duraklardan biri olarak yer alır. Eğer tapınakları rehbersiz olarak kendi başınıza geziyorsanız, parkın en popüler noktalarından biri olan bu alanı görmeyi unutmayın.


Terrace of the Elephants
Terrace of the Elephants


Terrace of the Elephants
Terrace of the Elephants

Cüzzamlı Kral Terası (Terrace of the Leper King)

Cüzzamlı Kral Terası, Fil Terası (Terrace of the Elephants) ile birlikte Angkor Arkeoloji Parkı’nda en çok ziyaret edilen alanlardan biridir.

Bu ilginç isim, bölgede bulunan 15. yüzyıla ait bir heykelden gelmektedir. Hindu ölüm tanrısı Yama’yı temsil ettiği düşünülen bu heykel, zamanla tamamen yosunla kaplanmıştı. Yerel halk heykelin yüzeyini görünce bunun cüzzamlı birini andırdığını düşünmüş ve yapı zamanla “Cüzzamlı Kral Terası” olarak anılmaya başlanmıştır.

Araştırmacılar, 12. yüzyılda inşa edilen bu terasın kraliyet ailesi için bir kremasyon alanı olarak kullanıldığını düşünmektedir.


Terrace of the Elephants
Preah Ponlea Sdach Komlong(Terrace Of The Leper King)
Terrace of the Elephants


Yorumlar


© 2026 Anestventure. Tüm Hakları Saklıdır.

bottom of page